24 Kasım 2008 Pazartesi

Hayat Ne Garip Kuşlar Filan...

Geçen gün mahalleden garip feryatlar yükseldi. Koştuk baktık ki, yukarki mahallelerden birinde tekstil atölyesi işleten yakın bir aile dostumuzun çalışanlarından biri, çöp kamyonunun altında kalıp can vermiş...

17 yaşındaymış kız. Oracıkta durmuş kalbi, nefesi.

Oysa muhtemelen aynı sabah çok farklı heyecanlarla çıkmıştır iki adım ötede bulunan evinin kapısından. Aslında son saatlerini yaşıyor olduğunu, en ağır hastalar dahi kendilerine yediremezken gencecik, hayat dolu bir kız nasıl aklına hayaline getirsin?

Detaylara inmeden belirtmeliyim ki bu güzel insanın hayatını alan hayvan, çöp kamyonunun şoförü bile olmayan bir belediye işçisidir. Ve hakkında yasal süreç başlamıştır. Tabi hiçbir yasal süreç, Hülya'nın hayatını geri getirmeyecek, o sabah evinden iş yerine gitmek üzere kapıdan çıkmaması için ona herhangi bir uyarıda bulunmayacaktır.

Hülya, elinde kanlı çikolatasıyla soğuk beton üzerinden kaldırılıp o öğleden sonra toprağın altına konulmuştur bile..

Her şey bitmiştir.

İroniktir ki her şey bitmemiş meğer. Atölyenin bitişiğindeki boş alana birkaç ay önce bir çocuk parkı yaptı belediye. Dün tesadüfen oradan geçiyordum. Bir gürültü, şamata.. Kurstan çıkıp soluğu orada almış ergen çocuklar, çığlıklarla altını üstüne getiriyordu parkın.

Hülya'nın birkaç gün önce canını teslim ettiği, kanı bile daha silinmemiş yerde insanların hayatın tadını çıkarmaları bilmem yalnızca bana mı garip geldi yoksa acaba benim kadar o çevrede oturan apartman sakinleri de durup düşünmüşler miydi..

Yoksa ben mi fazla hassaslaştım..

Kararsızım.

0 yorum: