07 Eylül 2008 Pazar

Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıllık Hatrı


Geçen akşam Foça'nın Kozbeyli köyündeydik sülalecek. Cümledeki son kelimeyi açıklamadan önce belirtmeliyim ki bundan takribi iki ay önce filan yolumuz yine bu taraflara düşmüş ve benim bu küçük Rum köyüne edebi manada (ve doğal olarak) "dibim düşmüş"tü. Maksimum iki katlı taş evler, asma ağaçları, arnavut kaldırımlı taş sokaklar (hadi ganyana), rengarenk kapılar, pervazlarından danteller görünen pencereler, ve elbet meşhur dibek kahvesi...

Şimdi gelelim ilk cümlede kullanmış olduğum "sülalecek" ifadesine. Anamın tarafı bir olduk, fethettik bu güzel köyü; fethetme bahanemiz de kız isteme ritüeliydi aslında. Annemin teyzesinin torunu Sabri'yle bu güzel köyden bir kızceyi nişanladık.

Köy meydanının, voltu çok yüksek olmayan ampullerle aydınlatıldığı çok şirin bir köy düğünüydü. Son zamanların moda şarkılarının yanında bir de Rumca şarkılar çalındı, köyün gençleri de sirtaki yaptılar. Bir de rakı bardağının ağızdan ağıza dolanarak içildiği halayımsı bir gösteri vardı ki, biz İzmir'in içinden olanlar ağzımızı kapatmak için elle müdahale etmek durumunda kalmış idik.

Davulcu Ege

Çok gürültü vardı ve Betül'le beraber düğün mahallini terk edip kendimizi dibek kahvesine ve kahvenin o dayanılmaz kokusunun kollarına bırakıverdik. Kulpsuz beyaz fincanlarda bol tortulu kahvelerimizi yudumlarken biraz geçmişi yadettik, biraz da nişanın kritiğini yaptık kıkırdayarak.



Betül, dibekte kahve öğütüyor.

Kahvehanenin sahibi bey amca pek konukseverdi. Fotoğraf çekme ayağına içeriyi gezerken ben, o bana durmaksızın mekanın tarihini, gelen gideni anlatıp durdu.. Bu ilk değil, alıştım sayılır ama sanırım Nikon yüzünden beni ciddi manada fotoğrafçı/gazeteci filan zannediyor görenler.

Geçen Hıdrellez'de sokakta ateşin üstünden atlayan çocukları fotoğraflarken içlerinden birinin "Apla hangi gaztede çıkcaz biz?" diye sormuş olduğunu da göz önüne alırsak, artık kıllanma vaktinin geldiğini de anlamak pek güç olmaz sanırım.

Bir kimlik yaptırıp asayım bari yakama "Fotoğrafçı Değilim, Yani En Azından Henüz. ahahaaha"

Nereden nereyee.

Ha işte. O dibek kahvesini gidin görün ne duruyorsunuz, deli misiniz?.

Kahve tortuları damağınızdayken daha, üstüne buz gibi tatlı suyundan içmeyi de ihmal etmeyin, aman ha.

1 yorum:

Zeynep dedi ki...

Vallahi gidelim görelim ya. O davulcu ayrı bir tatlı ayrıca.