31 Ağustos 2008 Pazar

Şimdi Ida'da Kaz Olmak Vardı

Evet, Kaz Dağları'ndaydım(k) bu defa da.
Hanlar denilen ve Karadeniz'in herhangi bir parselini kat'a aratmayan doğa harikasını iyice keşfedip üstüne bir de kamp kurduk..
Bizim ekip (Ege Dağcılık) olur da olaysız bir kamp geçer mi?
Geçmez.

Orada bir kediyle tanıştım, (sanki hayatımın erkeğini buldum der gibi girdim cümleye, idare et) ömre bedeldi!.. Hayvancağız gün boyu Pelin'le oyuncağımız oldu, kendimi Ege'yi severmişcesine kaybetmiş halde görünce varlığımdan utandım hatta. Ama zat-ı alileri bir kedi değil de herhangi bir insan olsaymış düşünülmeden meşk edilebilirmiş. O derece güzeldi. Hatta:



Neyse.. Gece oldu, çadırlara çekildik, yattık uyuduk (ya da öyle sandık). Doğal olarak her taraf karardı vesaire.. Sonra tam şu, uykuya dalmakla reel dünyada kalmak arası tanımı batasıca bi tatlılık vardır ya hani? Hah işte o tatlılığımın ortasına edercesine kafamın dürtüldüğünü, aynı saniyede çadırın hışırdadığını ve bir şeylerin hoop şeklinde tavana yükseldiğini fark ettim. Çığlığı basmıştım elbet. Nitekim bahsini ettiğim varlık, çadırın (neyse ki dış kısmının) tepesine tünemiş minik patileriyle "hadi kalkın, daha oynayacaz huleyn" mesajları vermeye çabalamakta ve karanlığa alışmış olan miyop gözlerim bu eşsiz manzarayı alenen görebilmekte idi.
Çadırı salladık, kedi zıpladı ortadan kayboldu filan olay kapandı. Sonra kampı köpekler bastı, yiyecek çadırını taciz ettiler uzunca bi süre.. Akabinde annem gecenin diğer bir yarısı "Mehmet kalk, kör oldum!!" nidalarıyla tüm taburu uyandırdı. Babam ya sabır çekerek dağ başında gece vakti, etrafı salt çınar ve çam ağaçlarıyla kaplı bir yerde, elbet görme yetisinin şehirdeki kadar kolay olabilemeyeceğini anlatmaya çabaladı durdu.
Bu meyanda uyku treni çoktan kaçmıştı.
Toplam iki gece geçirdik Hanlar'da..
Kah içinden geçip kah yol üstü diye uğrayıverdiğimiz güzelliklerden birer demetse şöyleydi: Ayvalık, Edremit, Ezine (ahh Geyikli), Ayazma, Yenice, Çan vesaire vesaire..
Oraların soğuğunu şimdiden arar oldum.
Şimdi diyeceksin kardeşim hep mi dağ bayır gezer bu kız; hiç derdi gamı, postmodern hayalleri ve hatta şehir denen hoyrat yaşam alanıyla herhangi bir aldığı/verdiği yok mudur.

Vardır, olma mı..

Şehre indim. Havai fişengler karşıladı beni. Yine bir mahalle düğünü varmış meğer (30 Ağustos'a yorup coşmak üzereydim halbüse).
Çenemin sol üst cenabında olmayasıca bir sızı hisseder oldum ara ara. Lan yoksa otuz beş dişim mi olacak benim, ühüüü ().

Ve saatler gece yarısını gösterirken korkarım az sonra bir Ramazan davulcusu kulağımın dibine dayanıp çocukluktan kalmış olan ve bastıramamakta ısrar ettiğim "davulcu" fobimi gün ışığına çıkaracak.

Sahi bugün Ramazan'ın ilk günü..

Her şey gibi onun da tadı kaldı mı sence?

Bence de...

1 yorum:

Zeynep dedi ki...

Annenin "kör olduuum" nidasına bayıldım, süper!